merhaba ey gönül dostları. kutsal emanetler programımıza hoşgeldiniz. bidakka ya?! efenim aylar sonra istanbulda bugün itibariyle güneş açmış bulunmaktadır. harika lan. montu filan almadan işe geldim bugün. an itibariyle de ofisteki
ağzıbozuk dedik. yazar kimi zaman küfür edebilir, kimi zaman argo konuşabilir, kimi zaman ortalığın içine sıçabilir. beyin yaşın +18 değilse, küfürlerin neye olduğunu anlayamayacak durumda isen şimdiden git şimdiden. nedir
düşündüm düşündüm. en açıklayıcı başlık olarak bunu belirleyebildim. yaklaşık 3 4 haftadır süregelen tecavüzsel düşünceler, olgular, olaylar silsilesi sonucunda yaşanılan gelgitler, buna bağlı oluşan psikotik durumlar açıkçası odaklanmama engel oluyo. hiçbirşey
gedappa! sevgili blog ve severleri. geçtiğimiz bayramın ikinci gününde ilkokul arkadaşlarımla buluştuğumu söylemiştim hani. hatırlamadım deme şimdi bana. heh. o yazıda bi cümle kullanmmışım, bundan mütevellit kınama aldım :P okuduklarını sanmıyorum
merabo blög. gün geçmiyorki bir gün daha geçmesin. yazıma başlarken reha muhtar aklıma geldi :p hem onu akıllara getirmek hem de biraz dalga geçmek istedim açıkçası. muhtemelen yazı boyunca da
sevgili günlük kisvesine bürünmüş blog; zaman çok çabuk geçiyo be. dün gibi hatırlıyorum eve 5 dakika yürüme mesafesinde olan ilkokula gitmek için servis beklediğim günleri. şaka gibi. hatta üç önceki
özellikle işe başladıktan sonra sırt ağrılarım inanılmaz derecede artmaya başladı. kimi zaman fazlasıyla rahatsız edecek düzeye geliyo. o zamanlardan biri de şimdiki zaman. fazla bilgisayar başında durmaktan dolayı sanırım.
şu anda bu soruyu sadece sana değil önüme çıkan herkese soruyorum. “n’apıyorum ben?” bulunduğum vaziyeti tasvir ediyorum sana. yatağımda boyuna değil enine uzanmış vaziyetteyim, kucağımda klavye, üzerimde yorgan, sağımda sigara,
