merabo sevgili blog. naaaber? dün geceki rüyamdan bahsediyorum. çok tuhaf ama lan. biliyosun insan gördüğü rüyayı ciddi manada yaşarmış gibi görür. hani o rüya, o dakikalar içinde gerçekmiş gibi oluyo. olm
müzik güzel şey. gelin bunu size ispat etmeme izin verin. hissettiklerinizi başkalarına sözlerle anlatamadığınız anlarda imdadınıza yetişir genellikle. aslında başkalarının sizi anlamasını filan da istemezsiniz. çok umrunuzda değildir başkalarının fikirleri;
bir final haftasının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz sevgili blog. boktan geçen bir final haftası daha. bu sefer ders sayısı da azdı. ama az olan sadece ders sayısı değil, vizeden alınan puanların
selam. biliyosun/uz/, yarın sınavlarım başlıyor. mola verdiğimde bugün şunu düşündüm, ki yazının başlığına da evsahipliği yapan cümle oldu: acaba herşey böyle olmasaydı nasıl olurdu. evet herşey böyle olmasaydı konusundan bahsediyorum. hani
bir yıl daha bitti blog. yaklaşık 3 saat sonra iki bin dokuz bitmiş olacak. havaifişekler filan fırlatılıcak ve yeni bir yıl gelmiş olucak. her sene aynı şeyler. televizyon kanallarında ondan
bir başka final haftasından bahsediyorum blog. yine geldi çattı sınav dönemi. ulan bu sınavları bazen çok seviyore. vaktinde ve fazla abartmadan oluyorlar kimi zamanlar. mesela tam şimdi. öyle 6 7
efenim gün geçmiyorki saçmalıklar içinde güneşleniyor olmayayım :D bi önceki yazıda bahsetmiştim. dprsf’e delifişek yorumlar yapan biri var aldım ip’sini verdim bilişim suçlarına vesaire diyerekten. aradan zaman geçti. 5 6 saat
gedappa sevgili seray severler. dün akşam canım fazla sıkılmaya başlayınca yağmuru da görüp dışarı çıkmak istedim. 9 civarında dışarı çıktım. caneri ve ümiti aradım. kadıköye indik. rabu da bizimleydi. güzelce oturduk
