arşiv: ‘üniversite’
merhaba. ben kimyager ghurj.
tarih: 1 Temmuz 2010 Perşembe
evet lan blog. yanlış başlık değil. doğru valla.
an itibariyle aktif okul hayatım bitmiş bulunmakta. dün girdiğim tek ders sınavı vardı. elektrokimyadan tek ders sınavına kaldıydım hani. heh işte. bugün açıklanmış sonuçlar. geçmişim. çok tirilaylaylay. hatta trilaylay trilaylay trilaylaylaaay.
çok süper haber lan. o değil de yıllar önce demiştim. okulu zamanında bitiremez 1 sene uzatırım sonra mezun olur, askere gider gelirim, ardından çalışmaya başlar 2 sene sonra da evlenirim diye. bombastik bi plan yapmıştım şuursuzca :D dıptıs dıptıs.
biterkene: october falls dinleyenzi.
sözlerime burada son verirkene hepinize vuvuzela diyorum.
baybay.
etiketler: elektrokimya, kimyager, mezuniyet, okul, sınav, tek ders, üniversite
kategori: günlük / yorumsuz »
dayı olmaca
tarih: 25 Haziran 2010 Cuma
hey blog, wassup?
çok sevgili blogum, günler haftaları kovaladı ben sana yazmayalı. finaller, bütünlemeler derken yazmaya fırsat olmadı inanır mısın. bu vakit aralığında bi zik olmadı zaten. sürekli ders çalıştım valla. taa 5 sene önce öss zamanında nasıl ders çalıştıysam bu dönemde de öyle ders çalıştım. hatta ders çalışmaktan sıkılınca kopya hazırladım filan. sınavları da kopyayla geçtim. artık bunu itiraf etmeliyim. evet geçtim. şimdi mezun olmam için tek ders kaldı önümde. dilekçemi verdim. 30 haziran tarihini beklemeye koyuldum. tek ders sınavına girip mezun olmayı bekliyorum açıkçası.
onun dışında bugün aldığım bi haber var. çok tepkisiz kaldım gerçi. ne bileyim ben. ilk kez böyle bi haber aldım anasını satiim vereceğim tepkiyi bilemedim haliyle :D efenim dayı olacakmışım. böyle bebek filan hani. güzel tabi. bak hala tepkisizim. güzel ama güzel. doğunca severim ben. öyle tahmin ediyorum en azından. ne bileyim şimdi vitamin kadar. :D evet.
bu kadar. elektrokimya çalışcam ben. baybay.
biterken: onor bumbum – uyu uyan çalıyordu. dinleyiniz.
etiketler: abla, bebe, bebek, büt, bütünleme, çocuk, dayı, final, gebe, hamile, mezun, mezuniyet, tek ders, üniversite, vitamin
kategori: günlük / yorumsuz »
bazen sadece kabullenmeli.
tarih: 6 Şubat 2010 Cumartesi
merhaba blog.
bildiğin gibi önceki hafta sınavlarım vardı. kar sebebiyle sınavlarımdan bir tanesi 4 şubat tarihine, yani geçtiğimiz perşembe gününe ertelenmişti. böylelikle hiç hazzetmediğim biyokimya dersinin bütünlemesine giricektim ilk olarak. önceki yazımda belirttiğim gibi biyokimyayı hiç ummadığım bir şekilde, daha çok kopya çekerek geçmesini bildim. ardından bu hafta içerisinde elektrokimya sınavına girdim. ancak bu sefer istediğim gibi olmadı sınavın sonucu. açıkçası işin içine hocanın ibneliği girmiş. hoca kisvesine bürünmüş kişi, bir bütünleme sınavında eşi benzeri görülmemiş soruları sorarsa haliyle o sınavdan kimse geçemez. işin bir diğer tarafı, ilgili soruların notlar arasında bulunmaması tabi. hal böyle olunca da bu dersten şimdilik kalmış oluyorum. hocanın ibneliği dedim. şundan ötürü dedim. sonuç olarak bu ders 4. sınıf dersi. yani bu dersten kalan öğrenci; ya okulunu uzatacak ya da tek ders sınavına kalacak. şimdi durum böyle olunca insan sıfatını taşıyan varlığın düşünmesi gerekmez mi, yardımcı olması gerekmez mi. hadi bunları geçtim. bir bütünleme sınavında yalnız ve yalnız iki soru sorulur mu amk. düşünsene. hadi bu herifin sorduğu soruların notlar arasında bi yerde olduğunu varsayalım. yok ya, biz varsayalım. aklına gelmeyen sadece bir formül oldu. ve o formülle çözülmesi gereken bir soru var. formül aklına gelmediğinden ötürü soruyu çözemiyorsun. durum böyle olunca da 50 puanın otomatik olarak eksiliyor. e be şerefsiz. yapılır mı lan bu bi insana. insan insanı bu kadar da s*kmez be. bunun daha farklı bi açıklaması olamaz. düpedüz şerefsizliktir bu başka bişey değil. merak ediyorum onca son sınıf öğrencisini dersten bırakarak ne elde ettin acaba. ne o, yoksa paraya filan mı sıkıştın? seneye bu öğrencilerin senin sınavına girip daha fazla mı kazanmak istiyorsun? hayır böyleyse söyleseydin biz sana yardım ederdik elimizden geldiğince. rrspu çocuğu !
sırf bu gerizekalı olay yüzünden ikinci dönemki derslerimin önemi benim açımdan inanılmaz derecede artmış oldu. zira iki dersi birden geçince tek ders sınavından yine bu hocayla karşı karşıya geleceğimdir. o yüzden hocanın bu yaptığı i.neliği, şerefsizliği yahut zikretmediğim diğer sıfatlarını kabul edip sineye çekiyorum, işim bittiği andan itibaren umrumda olmayacağını bildiğimden ötürü bunu yapabilirim diye umut ediyorum.
bunun dışında çok bunaldım blog. tak etti artık yeter derler ya. o noktadayım. ve hakkaten tak etti. ancak yeter diyemiyorum. tak etti demekle yetiniyorum. zira elim kolum bağlı.
son üç gündür inanılmaz derecede saldırı alıyosun blog. özellikle rus sitelerinden yediğin spamların haddi hesabı yok. her gün binlerce spam yorum siliyorum. bu ay harcadığın trafik miktarı da çok fazla. ne yapıyorsun blog allasen? hayır öyle çok ziyaretçin olsa tamam anlayışlı karşılayacağım, ama o da yok. bugün baktım ortalama 300 ziyaretçin var günlük. ne yapıyorsun sen yahu. sanırım müzik playerdan kaynaklanıyor tüm bunlar. bakalım. ona bi ayar vermek gerekecek. kapatmayı düşünmüyorum ama farklı bişey yapabilirim heralde. dur bakalım.
şimdilik bu kadar. görüşürüz.
biterken: anathema – transacoustic uçuruyordu beni.
etiketler: anathema, bandwith, bütünleme, elektrokimya, kabullenmek, saldırı, sınav, spam, tak etti, transacoustic, üniversite, yeter
kategori: günlük / yorumsuz »
partially completed.
tarih: 2 Şubat 2010 Salı
selam blog.
haftanın ilk iş gününe güzel bi haberle başladım. hani şu çok korktuğum, her seferinde hiçbir kelimesini anlamadığım ders vardı. evet biyokimya. o dersten geçmişim. açıkçası çok sevindim buna. böylelikle perşembe günü gireceğim sınava hem daha iyi konsantre olacağımdır, hem de o sınavın yükü biraz olsun azalmış olacaktır. kalsam bile ikinci dönemki dersleri verdiğim takdirde; yıl sonunda tek ders sınavına girme şansı bulabilirim. öyle işte okul konusunda yıllar öncesinden öngördüklerimi yaşamam, hislerim konusunda beni daha da çok güçlendiriyor. zira üniversiteye başlamadan önce 4 senelik okul kazanacağımı ve bu okulun bir sene uzayacağını öngörmüştüm. aynen öyle ilerliyor ve o şekilde de gerçekleşecek gibi görünüyor. harika.
haftanın ilk gününde ofiste klasik web işlerimi hallettim. her zamanki rutin işlerimi yaptım. çok değişik bişey yapmadım. pazar günü gülnur aramıştı beni. pazartesi için istanbula geleceğini ve safa, ümit, caner, rabu, enes ve safanın kardeşiyle buluşacağımızı filan söylemişti. dediği gibi bugün buluştuk. gerçi onlar öğle buluştular. ben iş çıkışı katıldım aralarına. guitar hero oynadık hep beraberce. sohbet muhabbet bildiğin gibi. özlemişim hepsini be. guitar hero aktivitesini bitirdikten sonra kafeden çıkıp gülnuru trene, safa ve kardeşini de metrobüse bıraktık. vedalaştıktan sonra ümit, caner, rabu ve ben otobüse binip eve döndük.
eve geldiğimde kuzenlerim bizdeydi. baba tarafından kuzenler tabi. iki tanesini tanıyorum çok da seviyorum. ama diğer kuzenimi açıkçası çıkaramadım ilk görüşte. ha gördükten sonra da çıkaramadım orası ayrı. tabi aradaki yaş farkının da bunda etkisi var. ben 22 yaşındayım, tanıyamadığım kuzenim 41. bunun yanında bir de benim uzak duruşumun da etkisi var tabi. anlatılanlar kadarıyla biliyordum kendisini. bugün ilk kez ciddi manada oturup birbirimizi tanıdık diyebilirim. bilirsin normalde insanları hemen kabul edebilen bi yapıya sahip değilim. ancak kanım ısındı aliş abiye. çok güzel bi hitap şekli var. aynı doğrultuda cümleleri de mantıklı. yapıcı bi adam işte. sevdik beğendik.
dedim ya kuzenlerim bizdeydi diye. oturup siyaset, devlet, ekonomi filan konuştuk resmen. abi büyüdükmü çaktırmadan hayırdır. ben hatırlıyorum yasemin ablaya aşıktım küçükken. // abla okursan vurma yüzüme :p // öyle işte. hakkaten böyle bi tuhaf geldi bak şimdi düşününce. büyümek istemiyorum belki de ondan tuhaf gelmiş olabilir bana. zira hiç de garipsenecek bi durumu yok gibi.
öyle işte. böyle bir gündü. bu arada üzerimde nedenini bilmediğim bi ciddilik var farkındayım bunun.
sevgiler.
biterken: duman – bal çalıyordu. ne zamandır duman dinlemiyordum. bu iki üç gündür sürekli dinler oldum. yakında sıkılırım yine.
etiketler: biyokimya, büyümek, caner, devlet, ekonomi, enes, guitar hero, gülnur, okul, rabu, safa, siyaset, ümit, üniversite
kategori: günlük / 3 yorum »
sometimes things do not go well.
tarih: 12 Ocak 2010 Salı
bir final haftasının daha sonuna gelmiş bulunuyoruz sevgili blog.
boktan geçen bir final haftası daha. bu sefer ders sayısı da azdı. ama az olan sadece ders sayısı değil, vizeden alınan puanların da az olması sebebiyle sıkıntılı bi final dönemi geçti. iki dersten de bütteyim anlayacağın.
iki hafta sonra yeniden sınavlar başlayacak. bu sefer en azından birinden geçmem lazım. neden birinden dersen eğer söyleyeyim. ikinci dönem dersleri verdiğimde tek ders sınavına hak kazanabilmem için blog. zira ikinci dönem alacağım dersleri büyük ihtimalle vereceğimi düşünüyorum.
bu final haftası boyunca hiç görmediğim kadar rüya gördüm lan blog. aynı gece 3 4 farklı rüyada boy gösterdim hatta :D o derece. birinde yeniden basketbol oynamaya başlamışım, diğerinde askere gitmişim, ötekisinde hastalanmışım, berikisinde siyasete atılmışım filan :D deli gibi. çılgınca rüyalar gördüm. hiçbiri de bi boka benzemiyodu aslında.
uzun zamandan sonra saçlarımı kestim lan blog. kestim ama hakkaten. üşendim berbere gitmeye aldım makineyi kendi kendimin saçını kestim. güzel oldu ama. bilmiyorum belki arka taraflarda yamukluk olabilir. aynanın referansına göre pek bişey yok ama :p taaaa eski basketbol oynadığım dönemdeki gibi kestim. güzel oldu ama lan. kendimi beğeniyorum son iki üç gündür. yakıştı valla. hatta bundan sonra sürekli saçlarımı kendim kesmeyi ve bu model yapmayı düşünüyorum. bu modeli göstermek isterdim ancak o kadar çok üşeniyorumki yatağımdan çıkmaya valla hiç uğraşamiciiim şimdi dijitali alıp fotoğraf çekmeye.
öyle işte. yazıcak pek bişey bulamadım bugün. sadece sınavlarla ilgili bi not düşmek için yazdım aslına bakarsan. bi de bi test yapıyorum. yazıların indexlenmesini kuvvetlendirdim sanırım. anlayacağuk bu yazıyı yayınladıktan sonra. eğer tutarsa ne fena olur. valla o eski günler gibi yine yeniden site yapmaya başlayabilirim. gerçi sıktı artık ama. bilmiyorum. bu son bi senedir sadece kişisel bloglarıma ağırlık verdim. ağırlık verdim dediğim de sadece yazmak oldu :D ekstra bi çalışma yapmadım yani. şu anda aktif 7 tane sitem var sanırım. 2 tanesi blog. 2 statik. 1 tanesi yaptığım temaları denemek için öylesine bi site. diğeri oyun sitesi. diğeri de spa sitesi. ona da dolar milyarderi olucam diye başladım ama hala 3 basamaklı kazandırıyo :p olsun lan damlaya damlaya milyar olur bakarsın :p
çok borca girdim lan blog bu dönem. mk bi bok da harcamadımki. nası borçlar birikti anlamış değilim. kredi kartının limiti yine full. 2 aydır kullanamıyorum zaten mk. gerek kalmıyo ama olsun. güvenceydi yanımda. nakit filan biterse diye. bitmiyo ama olsun yani :p kapkaççısı var kaçkapçısı var neme lazım.
neyse. öyle işte. bir yazının daha sonuna geldik sevgili blog. sözlerime son vermeden önce itüden bir alıntı yapmak istiyorum. zira bugün gocurt bazında ağzıma sıçan bir entry gördüm. ağzıma sıçan sevgili itüsözlük yazarı biyolojiksaat demiş:
unutmayın ve yazın bir köşeye; gitmeler ondan geldi ise geri dönüşlerde hep vardır bir ”hayır” cevabının istenişi…unutmak kolay değildir.
bekleyiştir, ondan gelecek reddedişin yazacağı olmazlığı.
yürek kolay kabul etmez.kanıt ister…sunun ona.bilin ki, onunda derdi geri dönüşler değildir.geri dönüşleri bitiriştir.
sevgiler.
biterken: sagopa kajmer – kalbim krizin bekçisi olmuş çalıyordu. dünya kerhanesinde bakire değilmişiz. tecavüz edenler varmış. e iyiymiş.
etiketler: basketbol, biyokimta, biyokimya, büt, bütünleme, ders, dünya kerhanesinde bakire değiliz, elektrokimya, final, kalbim krizin bekçisi olmuş, kocaeli, sagopa kajmer, sınav, sometimes things do not go well, üniversite, vize
kategori: günlük / yorumsuz »





