ghurj ..

twitterda ghurj ghurjhan.com rss friendfeedde ghurj linkedinde ghurj lastfmde ghurj facebookta ghurj

 
 

arşiv: ‘iş’


öğrencidentemiz.com

tarih: 2 Mayıs 2010 Pazar

farkettimki artık blog yazmaktan sıkılmışım. ya da öyle demiyeyim de, şu günlerde hiç içimden blog yazmak gelmiyo diyeyim. görüldüğü gibi son yazımdan günler sonra yeniden yazma gereksinimi duydum. hatta o kadar zaman geçmiş ki panele girmeyeli, yine spam yorumlar birikmiş.

son 10 günde 3 tane iş bitirdim blog. bunlardan 2 tanesi dışarıya 1 tanesi de kendimeydi. müşteriye yaptığım işlerden bi tanesi hele çok komikti. gece saat 2,30 gibi artık yorulmuşum bilgisayarı kapatıp uyumaya koyulacağım bi anda aldım işi. üstelik aynı gece teslim edilmesi gerekiyordu. enerji içecekleri, kahveler ve müzik arşivim sayesinde ayakta durmayı başarıp işi teslim ettim. ve artık bi portföy oluşturma zamanımın geldiğini düşünüyorum. yakın zamanda böyle bişey yapmak gerekicek ileriki işlerden önce ahanda şunları yaptım, bunları da yaparım demek açısından.

gelelim yazı başlığına. öğrencidentemiz.com dün yayına soktuğum son ve en sevdiğim en umutla baktığım projem. öğrencilere yönelik ilan sitesi olarak projelendirdim. sitede öğrenciler ev arkadaşı aramalarından, iş aramalarına, kitap satışlarına kadar birçok alanda ilanlarını bırakabiliyorlar yada bırakılan ilanlara başvurabiliyorlar. açıkçası son derece hoşuma giden bi proje oldu. altyapı olarak her zamanki gibi wordpress’i tercih ettim. her ne kadar site wordpressmiş gibi görünmese de siz bilin, öyle.

şimdi bu sitenin reklam çalışmalarına ağırlık verip, siteyi herkesin bilebileceği bir hale sokmak gerekicek.

sevgiler.
biterken: metallica – one çalıyordu. ( çok uzun zaman sonra )

etiketler: , , , , , , , , , ,
kategori: günlük, wordpress / yorumsuz »





amanin mor koyuun

tarih: 24 Şubat 2010 Çarşamba

selam yeni nesil. nassınız?

efenim öncelikle pek muhterem google hazretleri tarafından bahşedilen, arama sonuçlarında alt kategorilerimin de listelenmeye başlandığını duyurmak isterim. bu demektir ki artık tamamıyle güvenilen, tamamıyle google dostu, tamamıyle muhtaşak bir kişisel bloga sahibimdir. e bunun da internetin patronu google tarafından tasdiklenmesi pek bi mutlu etti beni açıkçası. nası yani ya derseniz size şöyle açıklayayım. google‘a giriyoruz mesela, ardından arama kutusuna gidiyor ve utanmadan, çekinmeden ghurjhan.com yazıyoruz. hunharca enter tuşuna bastıktan sonra, listelenen arama sonuçlarında görüyoruz ki ghurjhan.com alan adının altında 4 adet diğerlerinden fazla sonuç bulunuyor. işte tam olarak bundan bahsediyorduk efenim.

geçtiğimiz pazartesi -bundan iki gün öncesinden bahsediyorum sayın okur- işten ayrıldım. ulan 1 ay öncesinden filan söylemiştim sevgili patronuma, ancak kendisi ayrılırken acayip triplere girdi lan. öyle böyle değil. son gün beraber çıkalım ofisten filan dedi :D duygusala bağladı kendisi baya. çok bi zaman geçmedi orada çalışmaya başlayalı ancak ben sevdim kendisini efenim, aynı şekilde de karşılık bulmuşum demekki böyle triplere girildi.
neyse işte artık patronum değil kendisi, mertebesi değişip abi sıfatına sahip oldu. öyle yani.

geçen cumartesi kaan eve çıktı lan blog. yıllardır hayalini kuruyodu. sürekli çıkma aşamasına kadar gelip bi bokluk oluyodu ve çıkamıyodu. bu sefer şeytanın bacağını kırdı ve beşiktaşta aycanla birlikte eve çıktılar. cumartesi günü de aldık eşyalarını götürdük yeni evine. yeni evi dördüncü katta ve asansör yok. tabi bunu o ana kadar söylemedi şerefsiz :D yatakları masaları halıları filan sırtta dördüncü kata çıkardık. götümüz başımız tutmaz oldu sonra. ha buna rağmen gece 5e kadar ayaktaydık orası ayrı. bi de elektrik yoktu koduğumun evinde. kör kör dolaştık filan. öyle. bakalım. bu hafta sonu ev hediyesini hazırlayıp götürüceğim yanımda. dağıtalım evin yeniliğini biraz :p

öperim.
biterken: the frames – headlong çalıyordu.

etiketler: , , , , ,
kategori: günlük / 1 yorum »





kaaaarlaaaar düşeeeer.

tarih: 19 Ocak 2010 Salı

merabo sevgili blog.

uzuuuuuun zamandır kar yağsın istiyordum. sonunda dileğim yerine geldi. bu sabah işe giderken kokusunu almıştım zaten. iş çıkışında, kadıköy iskeleye indiğimde kar etkisini gösteriyordu. otobüse binmek üzere otobüs durağına giderken ise deli gibi yağmaya başladı. otobüsten inip eve geçene kadar kardan adam olmuştum zaten :) olsun ama biraz daha yağsın dışarı çıkıp kardan adam yapıcam. havucumu ve 5 adet zeytinimi de alıp burnunu ve düğmelerini de yapıcam tabi :)

eve gelip yemek yedikten sonra bilgisayarımı açıp önce sitelerimi kolaçan ettim. ardından maillerime ve friendfeede şöööyle bir bakayım derken, deniz’in feedinde rastgeldim. icq geri döndü yazıyordu. bir sevindim bir sevindimki anlatamam. hemen yeniden icqmu kurdum eski icq id’mi hatırlayıp şifremi girdim ve o muazzam oturum açma sesini işittim. inanılmaz mutlu oldum o geminin sesini duyunca. çok hoş be blog. ileti gelme sesi desen o ayrı bi harika. vallahi özlemişim. yavaş yavaş msnden çekilicem böyle giderse. en azından ilk olarak icqyu açacağımı biliyorum bilgisayarı açtığımda. msnden şu süre vazgeçemeyeceğim. zira tüm işlerimi msn üzerinden konuşmalarla halledebiliyorum. yüzlerce kişiyi icqya çekmek en başta zor olacaktır. ancak çoğu bloggerın işine gelen twitter ve facebook applicationlarını içerisinde barındırmasıyla icqnun dönüşü muhteşem olmuş. sevgilerimi sunuyorum icq çalışanlarına. büyüksünüz !

tam bu mutluluğu yaşarken dışarıdan gelen seslerle irkildim. oturduğum sitenin hemen dışarısından sesler geliyordu. trafik kazası oldu ve kişiler birbirlerine dikleniyor diye düşünüp, klasik türk insanı modunda camdan dışarı bakarak onları izlemeye koyulacaktımki durumun bir kavga değil bir duyuru olduğunu anladım. hani eskiden mahallelere seyyar bakkallar, seyyar arabasıyla dantelciler filan gelirdi ya :D aynı şekilde seyyar kamyonetiyle biri gelmiş ve bedava nevresim takımı dağıttığını duyuruyordu. neden böyle bişey yapıyo bilemedim ama :D annemin içi içini yiyor gitmek için ama soğuk hava ona engel oluyor :D

şimdilik böyle blög. görüşürük.
biterken: citay – dream get together çalıyordu.

etiketler: , , , , , , , , , , ,
kategori: günlük / 6 yorum »





iki bin on.

tarih: 31 Aralık 2009 Perşembe

bir yıl daha bitti blog.

yaklaşık 3 saat sonra iki bin dokuz bitmiş olacak. havaifişekler filan fırlatılıcak ve yeni bir yıl gelmiş olucak. her sene aynı şeyler. televizyon kanallarında ondan geri sayımlar başlayacak. milyonlarca insan belki bu sefer bana çıkar ümidiyle trt 1′e kitlenip piyango çekilişini izleyecek. adettendir diye bilet almış olanlar ise diğer aptal yılbaşı programlarını izleyecek. kimileri tombala oynayacak ailesiyle, sevdikleriyle. kimileri deli gibi dans edecek diskolarda. kimileri bu yılbaşı da sensiz geçti ulen diyip rakısına sarılıcak. başka bi diğeri insanların sarhoş olmasını bekleyip onlardan mal koparmaya çalışacak. kimileri yılbaşı eğlencesine çıkan insanların evini, dükkanını soyacak. kimileri intihar edecek. kimileri yaptıkları çekiliş sonucunda hediye alacak kimilerine. kırmızı don alıp diğer insanların gülmesine sebep olacak kimileri. kimileri noel baba kılığına girecek. sahi noel baba diye biri vardı dimi insanların yüzlerinde bi gülümseme yaratan. noldu ona, görünmüyo nicedir?

artık yavaş yavaş geride bırakmış olduğumuz iki bin dokuz yılında neler oldu kendi açımdan bakınca. onlara değinicem biraz. yazarken biraz da zorlanıcam aslına bakarsan. düzgün kelimeler kullanmaya özen göstericem ama, söz.

iki bin dokuzun en sıkıntılı durumu okulumu uzatmam oldu aslına bakarsan. her ne kadar zor bir bölümde okuyor olsam da çalışmamaktan ötürü okulum bitmedi. tamamen kendi şımarıklığım buna sebep oldu. o yüzden şu anda yanımda ders notlarım bulunuyor. söz ama. çalışıyorum bu sefer. umarım bu sene biter.
iki bin dokuzda ilk kez bi kız arkadaşımla tatile çıktım. geçirdiğim en güzel yaz tatillerinden birine ev sahipliği yaptı iki bin dokuz bu açıdan.
iki bin dokuzda da seda demekten vazgeçemedim. daha fazla kelime yazmaya gerek yok bu konuda.
iki bin dokuzun ikinci yarısında çalışmaya başladım. kısmen düzenli bi hayatım olmaya başladı böylelikle. her ne kadar uyanabilme aşamasında sıkıntılar çeksem de.
iki bin dokuzda ilkokul arkadaşlarımla yeniden bir araya geldim. onun vermiş olduğu duygu inanılmaz birşey. yıllar sonra küçüklüğünüzü görüp yaşayabiliyosunuz o günleri. inanılmaz ..
iki bin dokuz diğer yıllardan farklı olarak bunları kattı. bir aldı, bir verdi aslına bakarsan.

şimdi yeni bi yıla giriyoruz. yeni bi sayfa açılıyo hayatımızda. geçmişin hepsini unutacağım, yepyeni bi hayat başlıyo. bakalım bu yeni hayatta beni neler bekliyor.

aklınızdan geçenlerin sizinle olduğu, mutlu bir yıl geçirmeniz dileğiyle.
mutlu yıllar.

not: yılbaşı için hazırlamış olduğum masaüstü duvar kağıdını kullanmak isterseniz buraya tıklayıp tam boyutta gördükten sonra bilgisayarınıza indirebilirsiniz. geç açılabilir ..

etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,
kategori: günlük / yorumsuz »





eyvallah.

tarih: 21 Aralık 2009 Pazartesi

gedappa! sevgili blog ve severleri.

geçtiğimiz bayramın ikinci gününde ilkokul arkadaşlarımla buluştuğumu söylemiştim hani. hatırlamadım deme şimdi bana. heh. o yazıda bi cümle kullanmmışım, bundan mütevellit kınama aldım :P okuduklarını sanmıyorum gerçi demiştim. gerçi, yazarken içlerinden bi tanesinin okuduğunu biliyodum ama o anda not düşmemişim. neyse, bu kişi -ismini söyleyip kendisini ifşa etmiciim 75 milyona :D – -ayrıca bakınız: aziz yıldırım tarzı konuşmalar :p – böyle böyle dedin okumuyorum bundan sonra dedi. olcak iş değil sayın seyirciler. burdan kendisine sesleniyorum. gel etme, oku. valla söz bundan sonra demicem :D şaka tabi.

günlerden bugün ben yine geç kaldım işe efenim. dokuza on kala evden çıktım. paramın suyunu çekmesi sebebiyle umarsızca otobüste buldum kendimi. hatta biraz daha param bitseymiş sevgili akbilimde de olmayacakmış. peeh. otobüse bindim ama bi yandan da indiğim duraktaki simitçiden iki adet açmayı nasıl alacağımı düşünüyorum. düşün yani o kadar param bitmiş. yani bi insan ancak bu kadar fakir olabilir. neyse efenim allahtan simitçi arkadaşımız da gıdalarını satmış olsa gerekki, otobüsten indiğimde seyyar dükkanını otobüs durağına zincirlemiş ve olay yerinden hızla uzaklaşmış. hızlı davranmamışta olabilir. kendim uydurdum bunu.

rutin ofis geyikleriyle geçen – evet geyik diyorum. valla usandım artık sitelerden. soğudum ulan internetten resmen. – birgün tam bitecektiki bir kavga ortamıdır başını gösterdi. sevgili patronlarımdan bahsediyorum evet. laf dalaşına girdiler. sonra kesmedi birbirlerine girdiler. kanlar saçıldı ofisin camlarına. itfaiye geldi ağaçta kalan kediyi indirdi. ha ne? yok yok öyle olmadı. laf dalaşında kaldılar sadece :P gerçi çok tatlı bi laf dalaşı oldu. kıskıs gülüyorum içimden. :D neyse. okursanız sevgili patronlarım lütfen yüzüme vurmayınız :P

bir işgününün daha sonunu bulmuş olduk böylece.

sonrasında kadıköye indim. midyeci aradım midye yemek için. – ha bu arada unuttum. nası midye yiceksin, paran yok diceksiniz. yeekyaaa? aldımki maaşımı eheh. – ama ne yazıktırki midyelerinden yememin şerefini onlara yaşatamadım. yoktular ! bende madem öyle dedim, büfecilere yüzümü döndüm. kendileri beni çok iyi karşıladılar. sosislimi yedikten sonra bir de akbilci arkadaşlarımızı ziyaret ettim. sevgili akbilimin karnını doyurdum. ve otobüs durağına gittim. gitmedim. gidecekken saate baktım. yürümeye devam ettim. hani bu ilk durak değilde ikinci durağa gittim. otobüs duraklarının birinde oturdum. otobüsü bekledim. otobüs geldi. otobüse bindim. otobüsten indim. karşıya geçtim. karşıda bekledim. tabi bunları tek başıma yapmadım. yani kısmen hepsini. vazgeçip diğer otobüs durağına yönelmem, başka bi otobüse binmem, başka bi durakta inmem, karşıya geçmem hepsinin sebebi tekti sevgili izleğenler. malum tabi.

ne oldu ne bittiye gelince. yazdım ama yayınlamıyorum. merak edin e mi? arkası yarın filan da değil hem de.

bu yazıyı yazmaya başlamadan sevgili wordpressimin paneline girdim bi kontrol edeyim ne var ne yok dedim. ne göreyim! tam 12 adet yazılmış ancak yayımlanmamış yazı var ayol. -şş laf etme. – taslak haline bekliyorlar. bi ara onları da yayımlayayım diye düşünüyorum. çoğunun da zamanla ilgisi olmadığından dolayı hiç de uğraşmıyorum aslında. ha bi de sıkıldım artık. valla internetten tiksinir hale geldim be. zaten kazandırdığı da geçen senenin yüzde onu bile değil. piyasanın bu hale gelmesini sağlayan çok muhterem adtech ve türevlerine teşekkür etmek istiyorum. insanda şevk bırakmıyorsunuz.

bugün dediğim gibi bağlarbaşında indim otobüsten. konuştuk. dediğim gibi yayınlamıyorum o kısmı. daha sonra dönerken donduğumu hissettim. otobüs bekleyemedim, hemen durağın önündeki sevgili taksinin şöförüne kaş göz yaptım, aynı şekilde o da bana kaş göz yaptı. anlaştık kendisiyle beni taksisine davet etti. hiç sevmem taksiye binince konuşmak isteyen şöförleri normalde. ama bu sefer öyle olmadı be blog ve severleri. işlerden bahsettik okuldan bahsettik. nihayetinde herkesin verdiği tepkiyi aldım. ne okuyorsun sorusuna şu dünyada verilmemesi gereken tek cevaptır kimya demek. ama gel gör ki okuyosan söylemek zorundasın abi. kimya okuyorum dedim. mühendislik mi dedi. yok abi kimya dedim. öğretmenlik mi dedi. yok abi normal düz kimya dedim. haa kimyagerlik yani dedi. evet ulan evet. normal düz kimyagerlik anasını satayım. ulan ben o bölüme girmek için zamanında 320 küsür puan aldım lan. allahsız! sen gelmiş “haa kimyagerlik yani peh” triplerine giriyorsun. artist! diyecektimki sevgili şöför arkadaşımız beni bir sözüyle aldı götürdü. ben de ingilizce öğreniyorum kendi kendime dedi. oha lan dedim. helal olsun dedim. kitaplarını, defterlerini, çıkardığı notları gösterdi. bak dedi nasıl çalışıyorum dedi. yemin ederim takdir ettim. he bana kalmış bişey değil takdir etmek ama olsun be abi. varmı böyle bi adam. liseyi terk etmiş zamanında. taksime bi turist biniyor suratına bakakalıyorum, birşeyler yapmak gerekiyordu ve çatpatta olsa ingilizce öğrenmeye karar verdim dedi. helal olsun ! plakanı alıp burdan yayınlamak isterdim ama tam inerken eziliyordum. kusura bamya. olsun ama sen gönüllerin taksicisisin.

eyvallah.

biterken: oi va voi – refugee çalıyordu.
not: yazıda kullanılan fotoğraf, bir emrah eşki ürünüdür.

etiketler: , , , , , , , , , , , ,
kategori: günlük / yorumsuz »