Mayıs 19
bir burgazada günlüğü
günlerden bir gün, metropolün birinde bir insan yaşarmış. kah güler kah ağlarmış. ama bir gün .. lan bi dakka?
geçen cumayı cumartesiye bağlayan geceydi. msnde tuğçeylen konuşuyoduk. havadaaan sudaaan konuşurkene birden hadi dedik sabahın bu saatinde çıkalım kahvaltı yapalım. manyaklık ya. bi türlü gideceğimiz yere karar veremedik tabi. ha bu arada konuşurken bi herif daha vardı. çok komik adamdı lan :D tepki vermez, bişey yapmaz filan :D taşak geçer gibi bi de konuşması vardı ama sonradan anladıkki taşak filan geçmiyomuş arkadaş. bildiğin gerçekmiş. neyse.
işte kadıköye inelim çay bahçesinde kahvaltı yapalım dedik, sonra çamlıcaya çıkalım orda yapalım dedik, üsküdarda fethi paşada yapalım dedik onu dedik bunu dedik derken nihayetinde kadıköyde karar kıldık. saat 7ye gelirken hobarey dedik çıktık kadıköye indik. bu iskelenin karşısındaki simitçiden 5 10 tane açma poğaça filan aldık. oturduk yidik. soonra muhabbet filan derken hadi dedi tuğçe mekan değiştirelim. iyi dedim değiştirelim. kalktık yürürken birden adaya mı gitsek dedim. gazı aldılar :p son anda jetonu alıp atladık vapura gittik adaya. kafiye oldu bak.
tabi adaya gidene kadar, hangi adaya gitsek? tartışması yaşandı, kafalarımızı gözlerimizi kırdık birbirimizin o derece bi tartışma. burgazadada indik vapurdan. bisiklet kiralamak üzere sorduk soruşturduk, herkes hep bir ağızdan itfaiyenin orda dedi. iyi dedik. yolda yürürken “bisikletmi? evet, itfaiyenin orda.” diyalogları yaşadık bol bol. neyse sonunda aldık bisikletleri. koyulduk adayı gezmeye. o kilise senin bu manastır benim dolaştık tabi. ama ıssız bi adaya :p gidiyorsanız ve köpekten korkuyosanız çok rahat olamıyosunuz tabi :D manastıra doğru ilerlerkene yolun kenarında erik ağacı gördüm. iki tane erik aldım. tabi bizimkiler ilerlediler. sonra yanlarına doğru giderkene yolun kenarında 2 tane köpek oturmuş benim geçmemi bekliyorlar. bir tanesi ayaklandı selam verdi, ben de ona erik ikram ettim. ama nerden bileyim erik sevmediğini, başladı havlamaya bir de kovalamaya. çılgınca pedallara asıldım tabi. neeyse. geçtik oraları derken. adada yol bitti abi :D restoranın birine kadar gittik en uçta. meğersem ordan dönmek için aynı yolu kullanıp geri dönmeliymişiz. tabi bende o anda bi ışık :p
geri dönmeye başladık. köpeklere ha geldik ha gelicez derken nihayetinde ulaştık. onlar bize biz onlara bakıyoruz. türlü stratejiler geliştiriyoruz, işte şöyle yapalım da geçelim böyle yapalım da geçelim filan. ve her köpekle başbaşa kalma anımda olduğu gibi yine bi amca çıktı ordan, köpeklerle muhabbete girişti o anda da biz olay mahallinden hızlıca uzaklaştık :D
bak o da çok garip olm. ne zaman böyle içerisinde köpek korkusu olan bi atraksiyonda bulunsam, sürekli bi amca çıkıyo, geliyo muhabbete girişiyo köpeklerle ve ben kurtarıyorum kendimi :D var bunda bi iş ya.
neyse adadaki gezilcek yerleri bitirdikten sonra çarşıya indik. çarşı dediğime bakma, bi bakkala girdik sigara almak için. dedilerki çarşıya geçin orda bulursunuz ancak dediler. of dedim kim bilir nerde çarşı. demeye kalmadı, hemen arka sokak çarşıymış meğersem :D neyse orda oturduk kahve içtik. hatta tuğçe bana fal baktı. 51 vakte kadar k’lı y’li bi kısmet varmış mesela, 51 saniye, dakka ve saat geçti ama tık yok :p ama zaten k’lı y’li bi isim de türetemedim ben ya neyse :D
tekrar vapura binip bostancıya geldik. bu arada vapurda da bi uyumuşumki sorma. of döne döne olm. çok kraldı.
bostancıya geldik lunaparka gittik :D çılgınlar gibi çarpışan arabalara bindim. çok zevkli olm. büyüyünce :p evime çarpışan araba sistemi yaptırıcam. valla bak. lunaparkta da öyle vakit geçirdik bi güzel. sonra tabi herkes yoruldu ve eve dönüş vakti geldi. ama çok güzeldi blog. uykusuz kalmaya değdi valla. çogzel.
bayınız.