Mart 3

şizofreni yalnız oynanmaz

naaaber blog ?

hatırlarsan blogcuğum, bundan bikaç ay önce “aşk ve acı” isimli bi kitap tanıtmıştım. aslında tanıtma değil de bi nevi kitabı almadan önce kitap hakkında yaptığım araştırmalar neticesinde bi yazı yazmıştım. neyse. şubat başı idi sanırım yazarın -rahmi vidinlioğlu- kitaplarını almak üzere o kitapçı senin bu kitapçı benim dolaştım. ancak girdiğim her kitapçıda aldığım cevap tekti: “kalmadı”. ideefixte filan da yoktu aynı şekilde. dedim bu böyle olmaz. friendfeed’de yazarın feed’ine bi ileti bıraktım. dedim durum böyle böyle. yokmudur kitaplarınıza erişebileceğim başka bir yol. biraz muhabbet ettikten sonra kendisi kitaplarını bana yollayabileceğini söyledi. sevindim, çılgın attım evde, yan komşuya gidip sevincimi paylaştım, 3 gün 7 gece davetler düzenledim filan. yok bu en sonki olmadı sanırım.
neyse efenim sevgili rahmi vidinlioğlu dün feed’ime kitapları imzalayıp kargoya verdiğini yazmıştı. bugün saat 3 gibi sanırım kapım çalındı ve kargocu arkadaş kitapları getirdi. paket içerisinde “aşk ve acı” ile “şizofreni yalnız oynanmaz” isimli kitapları bulunuyordu. şizofreni yalnız oynanmaz isimli kitabına başladım hemen, hatta 90. sayfasına kadar bi çırpıda geldim bile. tekrar kendisine teşekkür ediyorum. çok naifsiniz rahmi bey. teşekkürler.

ilya yayınevinden çıkan bu kitaplar hakkında daha geniş bi şekilde önümüzdeki günlerde yorumumu yeni bi başlık altında yapıcam sanırım. ancak şu anda, geldiğim noktaya kadar dikkatimi çeken cümlelerden birkaçını alıntılamak istiyorum:

sana bir isim verene kadar tek sıkıntım, sana bir isim vermekti. isim verdikten sonraki tek sıkıntım ise, o ismi unutmak

ani bir baskın yapsaydı ikimizin de evlerine narkotik; gecenin en ücra köşelerine özenle zulalanmış ve piyasa değeri hayli yüksek uyuşturucu gibi bir yalnızlık yakalayacaktı.

sen, evrende beni kurtarabilecek tek şey gibi gözüküyordun. böyle olmadığını bile bile buna inanıyordum! şizofreni inandırıyordu insanı en olmayacak şeylere bile!

senin her kelimen yeni bir acının hiç dinlenmemiş masalıydı. her gidişin, hiç gidilmemiş bir cehennemin boyut kapısı. yokluğun; sadece benim inanmadığım koca bir gerçek, varlığınsa benden başka hiç kimsenin inanmadığı masalsı bir yalandı. ve aşktı ikisinin arasındaki derin uçurumun adı!

işte dostlar. böyle bir kitaba giriştim. yazar gerçekten inanılmaz denecek seviyede kelimelerle oynamış. ki henüz yarısına bile gelmedim. ancak tahmin ediyorumki yarın kitabın sonunu görebilirim. belli olmaz. belki gece de bitebilir.

sevgiler.
biterken: the frames – red chord çalıyordu.

yorum gönder