kar yağıyor, fırtına kopuyor, fırtınayla beraber kar taneleri gözlerimin içine giriyor. ama gözlerimi açık tutmaya devam ediyorum. onlar gözümün içine giriyorlar. ben gözümü daha çok açıyorum.
bugün bi farklılık var blog. ne olduğunu çıkaramadığım bi farklılık. ama var bişey. bişey var ama ne olduğunu bi türlü bulamıyorum. hani bazen bilmediğiniz bi yere gidersiniz. yol ikiye ayrılır yada daha fazlasına. hangisinden gideceğinizi bilmezsiniz de o anda istemsizce birine doğru yönlendirir sizi ayaklarınız. buna benzer bi durum. ama bu sefer yönlendiren her ney ise bilmediğin yollara gitme diyor. geldiğim yere geri dönmemi söylüyor. herşeyin orada kararlı olduğunu, güzelliklerin orada olduğunu, orada yaşamam gerektiğini söylüyor. ve ben dinliyorum. gitmiyorum. dönüyorum. en güzel günlerimi yaşadığım yere geri dönüyorum. zaten gitmeyi de istememiştim ya.
bikaç gündür dizi şeklinde rüyalar görüyorum. önceki gün gördüğüm rüyam, ertesi gün kaldığı yerden devam ediyor sanki. sürekli üstüne koyuyor, üstüne koydukça anlam kazandırıyor. ve ben o rüyalar hiç bitmesin istiyorum. ama her seferinde telefonun alarmı beni uyandırıyo. olsun ama o kadarına da şükür diyip yeni bi güne uyanıyorum.
bugün hiçbişey yapmadım. sürekli düşündüm. dışarıda deli gibi kar yağıyordu. onu izledim. düşündüm. kar yağınca mı bu duyguları hissettim bilmiyorum ama inanılmaz derecede yanımda hissettim onu. onu işte blog. bildin sen. çayımı yudumlarken sanki beraber içip dışarıyı izliyorduk. öyle işte. aramak istedim. sonra rahatsız etmek istemedim. aynı durum mesaj için de geçerli. düşündüm durdum. hayal kurdum. karda yağarken yürüdüğümüzü düşündüm. deniz kenarına inip martılara simit attık filan. öyle işte.
#görüşürüz.
biterken: candan erçetin – nedense sustum çalıyordu




Henüz yorum yapılmamıştır. Dilerseniz ilk yorumu siz yapabilirsiniz.