ben bugün seni çok özledim.
şu anda bu soruyu sadece sana değil önüme çıkan herkese soruyorum. “n’apıyorum ben?”
bulunduğum vaziyeti tasvir ediyorum sana. yatağımda boyuna değil enine uzanmış vaziyetteyim, kucağımda klavye, üzerimde yorgan, sağımda sigara, küllük, telefon, solumda onun aldığı kupa ve içinde kahve. bilgisayarda hazırlanmış olan 63 şarkılık bir playlist. içimde yorgunluk, kafamda o, düşüncemde o. tüm bunların yanında yarın işe gidecek olmam ve saatin 01,16′yı göstermesi.
şu anda ne yaptığımı bilmiyorum blog. her iki dakikada bir elime telefonu alıyorum. numarasını çeviriyorum. aramaya başlıyorum. ama hat düşecekken telefonu kapatıyorum. kimi zamansa telefonu alıyorum o anda bişey yazıyorum, ardından tekrar siliyorum mesajı.
insan ne yapacağını bilmiyo bazen. ama o anda hiç bir şey de bilmiyo. bi noktaya sabitleniyor. ve sadece oraya bakıyor. ama o anda inanılmaz şekilde düşünebiliyor. hiç olmadığı kadar derin düşünceler oluyo bunlar. belli bir konuda bu kadar derine hiç bir zaman inemez insan. yalnızca bu anlarda inebilir bu kadar derine.
bazen ölmeyi düşünüyorsun, bazen yaşamayı. bazen onun geldiğini düşünüyorsun. bazen tamamen uzaklaştığını. sonsuza kadar seninle olan tüm bağlantılarını kopardığını düşünüyorsun. şu anda düşündüğüm gibi.
düşünüyorum da bazen. yaş 22. bundan 5 sene öncesindeki düşüncelerin farklılığına varıyorum. o zamandan kalan şeyler aslında gerçekler. ama farklı olan şey düşünce yapısı. o zaman da onu seviyordum. hala onu seviyorum. o zamanda oluşabilecek bir ayrılıkta düşünülmezdi böyle birşey. ama şimdi düşünülüyo. evlilik. evlendiğini düşünüyorum bazen. ne kötü. o haberi aldığımda neler olacağını çok merak ediyorum. sanırım kıyametin kopması için secde ederdim.
bugün o kadar çok sesini duymak istedimki. bunun için başka bir numaradan onu arayabilirdim kapatana kadar bunu yapabilirdim. ama bunun yerine ben kendi telefonumdan, kendi numaramdan aramak istedim. daha öncesinden mesaj attım. cevap vermedi. aradan yaklaşık bir saat geçtikten sonra aradım. ve yine açmadı.
bu kadar.
bazen sıradan şarkılar çok vurucu olabiliyor blog. çok fazla kişisel oldu yazı. biraz da tavsiye vereyim şu an dinlediklerimden. yalnız şimdiden uyarıyorumç ardarda çok dinlemeyin. önünüzde sigara paketleri birikebiliyor, kahve komasına girebiliyor ve üzerinize bir ağırlık çökebiliyor..
kayahan – bir aşk hikayesi
kargo – yıllar sonra
ferhat göçer – yastayım
mirkelam – unutulmaz
emre altuğ – aşk-ı kıyamet
zeynep casalini – duvar
scorpions – still loving you
shamrain – usvameri
shamrain – silent lullaby
decoryah – she wept in the woods
marketa irglova – if you want me
gripin – karışmasın kimseler
gripin – üç
groza – öldüm ben
groza – belki kurtulursun
anathema – lost control
anathema – inner silence
anathema – judgement
anathema – fragile dreams
ben harper – alone
bush – letting the cabies sleep
björk – pagan poetry
my dying bride – for my fallen angel
lamb – gabriel
uaral – sounds of pain
uaral – niche
uaral – lamentos
uaral – depression
uaral – eternal beauty of tress
uaral – lost
uaral – surrended to the decadence
üstteki şarkıları mümkünse dinlemeyin.
etiketler: düşünmek, evlilik, seda, seni özledim
bu yazıyı 1 Aralık 2009 Salı günü saat 03:11 gibi günlük kategorisi için yazdım. beğendiysen ve bu yazıyla ilgili güncellemelerden haberdar olmak istersen rss ile abone olabilirsin, hala bi yorum yapmadıysan yorum yapabilirsin -ki unutma biz blog tutan kişiler ne kadar çok yorum gelirse o kadar çok yazmayı seviyoruz- ya da kendi sitende kullanıp bu linki kaynak gösterebilirsin.
“ben bugün seni çok özledim.” başlıklı yazıma 2 yorum belki yapılmış belki yapılmamış.
-
yorum sahibi: isimsiz
yorum tarihi: 1 Aralık 2009 saat 14:44
kupamı kırmıştın hani..
-
yorum sahibi: a
yorum tarihi: 3 Aralık 2009 saat 10:35
çok geç..





