Kategori: kültür & sanat utan tenime değen ellerinden ..

Tarih: 18 Kasım 2009, 00:35

Etiketler Paylaş Yorumlar

selam dostlar.

dün sabah inanılmaz bi diş ağrısı ile uyandım. aslında tam olarak uyandım da denemez. tüm gece boyunca uyutmayan, yatağın içinde bir o yana bir bu yana delicesine döndüren bir ağrıydı çünkü. saatimi 07,50 ‘ye kurmuştum kalkıp işe gitmek için. en son saatimin çaldığını ve onu kapatığımı hatırlıyorum. ardından nasıl olduysa uyuklamışım yatağımın içinde. sonrasında uyandığımda saat 09′u gösteriyordu. diş ağrısına yüz vermeden yatağımdan çıkıp alelacele giyindim ve işe gitmek üzere evden çıktım.

ofise vardığımda saat 09,40 idi. geç kalmıştım yine. ama çok iyi iki patrona sahip olmanın verdiği güzellikle pek de sorun olmamıştı bu. ofise girdim, bilgisayarımı açtım. ofise çıkmadan önce aldığım iki adet açmayı gıda etmeden hemen önce burç abi “iyi görünmüyosun, neyin var” dedi. dişim dedim. “dişim ağrıyo, uyutmadı tüm gece” dedim. kahvaltını yap, sonra git bi ağrı kesici al dedi. dediği gibi kahvaltımı -iki açma, bir bardak çay- yaptıktan sonra ağrı kesici almak üzere eczaneye gittim. diş ağrısı için ağrı kesici istediğimi söyledim. maxaljin isimli bi ilaç verdiler, günde iki adet kullanmak üzere. ilk tableti yudumladım. 2 saat geçmesine rağmen hiç etki göstermedi. en sonunda izin almak zorunda kaldım ve erkenden çıktım ofisten. akşam dişçime uğradım. bugüne randevu verdi. bugün tekrar gittim ve geçici dolgu yaptı. yazıyı yazarken vücudumun sol tarafını hissetmiyorum bu sayede. ve bu yüzden de diş ile ilgili durumlardan nefret ediyorum.

gelelim şimdi yazımın başlığına. ne alaka diyeceksiniz bu yazdıklarınla başlığın. öyle değil aslında. bugün friendfeed’de dolaşırken denk geldim. rahmi vidinlioğlu isimli birinin ff’inde “aşk ve acı isimli kitabın ikinci baskısı çıkıyor” diye yazdığını gördüm. hemen kişinin blogunu ziyaret ettim. nedir ne değildir diye şöyle bir baktım. açıkçası çekici geldi kitap. bayramdan sonra ikinci baskısı kitapçılarda olacakmış. almayı düşünüyorum.

kişinin blogunda yer verdiği yazısına göre kitabın arka kapağı -konuya başlık olan yazı bu alıntı içindendir- şöyle;

Terk edip giderken beni, hiç değilse yatağıma bir köpeğe zehirli et atar gibi attığın KİRLETİLMİŞ bedeninden utan! Ben büyük bir suçmuşçasına yüzüme vurduğun şairliğimi çoktan unuttum! Sen hiç değilse terk edip giderken beni, yalnızlıktan kanayan kulaklarıma merhem diye sürdüğün o yalan aşk sözlerinden utan!

Utan tenime değen ellerinden, utan bakışlarından ki onlar değil miydi sanki durmadan gözbebeklerimi öpen?!

Şimdi hiçbir şey yokmuşçasına dönüp arkanı giderken hayatımdan, sen hiç değilse tanıştığımız günden utan ve unut her şeyi! Çünkü adını hatırlayınca ben en çok şairliğimden utandım!

Ben çoktan kabullendim, senin beni terk edip gitme mecburiyetini! Sen hiç değilse nesli tükenmiş bir hayvan gibi terk edip giderken beni, en çok da beni gecelerce şehvetle öpen o çilek kokulu dudaklarından utan!
Utan aldığın nefesten, utan içtiğin sudan, üzerimize görünmez bir parmaklık gibi örtülen gökyüzünden! Utan beni öpüşünden, utan yatağıma girişinden!

sevgilerimle efenim. hoşçakalınız.

Benzer Yazılar
Yorum yap »Yorumlar

Henüz yorum yapılmamıştır. Dilerseniz ilk yorumu siz yapabilirsiniz.

Yorumlarda senin de fotoğrafın görünsünYorum yap

İsim: « gerekli

E.mail: « gerekli

Website: « opsiyonel

Yorumunuzu göndermeden önce lütfen okuyunuz!
Yorumunuzun Türkçe 'ye uyup uymadığını kontrol ediniz. Anlaşılmayacak nitelikte yazım hataları yaptığınız takdirde yorumunuz görüntülenmeyecektir. Yorum gönderirken lütfen kişilik haklarına saygılı davranınız. Bir şahısa, kuruma ve benzeri tüzel kişilere yönelik hakaret içeren mesajlarınız rapor edilmektedir.

Art: Revived